Erdoğan, Elvan, Kavcıoğlu… Ekonomide her kafadan farklı ses çıkıyor

Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından hazırlanan Orta Vadeli Program (2022-2024), 5 Eylül Pazar gecesi Resmi Gazete’de yayımlandı.

Programda yer verilen kısa ve orta vadeli beklenti ve hedefler, ekonomi yönetiminde kurumlar arasındaki kopukluğu gözler önüne serdi.

ENFLASYON HEDEFİNE HÜKÜMET İNANMIYOR

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu’nda “Bankanın temel amacı fiyat istikrarını sağlamaktır” yazıyor.

Bu amaç doğrultusunda bankanın resmi yıllık tüketici enflasyonu hedefi yüzde 5. Ancak Cumhurbaşkanı kararlarıyla son yıllarda çok sık başkan ve kadro değiştiren banka, uzun süredir bu hedefin çok uzağında. Nitekim, ağustosta tüketici enflasyonu yüzde 19,25’e yükseldi.

Banka, 29 Temmuz’da açıkladığı enflasyon raporunda 2021 sonu enflasyon tahminini bir kez daha yükselterek yüzde 12,2’den yüzde 14,1’e yükseltti. Banka, 2022 sonu için yüzde 7,8, 2023 için de yüzde 5 enflasyon öngördü.

5 Eylül Pazar günü açıklanan Orta Vadeli Program, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Daire Başkanlığı’nın TCMB’nin açıkladığı enflasyon tahminlerini benimsemediğini, dahası yüzde 5’lik enflasyon hedefine inanmadığını gösterdi.

OVP’de 2021 sonu için yüzde 16,2, 2022 için yüzde 9,8, 2023 için yüzde 8 enflasyon öngörüldü.

MERKEZ FAZLA, HÜKÜMET AÇIK ÖNGÖRÜYOR

TCMB ile hükümet arasındaki bir diğer uyumsuzluk, cari açık tahmini.

TCMB Başkanı Şahap Kavcıoğlu son dönemdeki açıklamalarında, “yılın kalanında cari fazla vereceğiz” diyor. Nitekim, dünkü açıklamasında da “Yılın kalan kısmında cari fazla vermemizin, kurun istikrarı açısından önemli bir durum olduğunu da söyleyebilirim.” dedi.

Türkiye’nin yurt dışıyla yaptığı ekonomik işlemlerin kaydını tutan ödemeler dengesi kalemi, 2021’in ilk 6 ayında 13,6 milyar dolar açık verdi.

OVP’de 2021 yılı için 21 milyar dolarlık cari açık beklentisi yer alıyor. Yani yılın ikinci yarısında beklenti 7,4 milyar dolarlık açık verilmesi yönünde.

TCMB Başkanı ise tam tersini öngörüyor ve “yılın kalanında cari fazla vereceğiz” diyor.

Bu durum, TCMB ile hükümetin, yılın kalanındaki dış ticaret dengesi, turizm ve dolayısıyla döviz kuru beklentilerinin de çok farklı olduğuna işaret ediyor.

HEM FAİZ İNDİRİMİ HEM ‘KREDİLERİ KISIN’ MESAJI

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 4 Ağustos tarihinde bir televizyon programında yaptığı açıklamada, ağustosta hem faizde hem de enflasyonda düşüşe geçileceğini söylemişti. Ağustosta faiz düşmedi, enflasyonsa yükseldi.

TCMB Başkanı’nın dünkü açıklamasında ise enflasyonda düşüş için son çeyreğe işaret edilirken, faiz indiriminin yakın olabileceği sinyali geldi.

Hükümet son yıllarda sık sık erken faiz indirimleriyle kredi hacmini artırıp ekonomiyi canlandırma yoluna gitmişti.

Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan ve Elvan’a bağlık Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ise bankalardan bireysel kredi hacmindeki artışı frenlemelerini istiyor. Bankacılar ise söz konusu kalemdeki artışın makul seviyede olduğunu ve düzenleme yapılarak kredi artışının sınırlandırılmasına gerek olmadığı görüşünde.

Özetle, ekonomi yönetiminde faiz indirim ve kredileri canlandırma çağrıları ile ‘kredileri kısın’ çağrıları bir arada geliyor.

KURDA DA SİNYALLER FARKLI

TCMB Başkanı dünkü konuşmasında, döviz kurlarına ilişkin “Yılın kalan kısmında cari fazla vermemizin, kurun istikrarı açısından önemli bir durum olduğunu da söyleyebilirim” ve “TL’nin güçlenmesi için politika üretiyoruz, bu yönde adımlar adımlar atıyoruz” dedi.

Bu sözler, yılın kalanında TCMB’nin kurda istikrar öngördüğünü gösteriyor. Gerçi TCMB Başkanının açıklamaları sonrasında TL’de çok sert değer kaybı oldu ve dolar/TL kuru 8,30’lardan 8,50’lere yükseldi.

OVP’de ise 2021 yılı ortalama dolar/TL kuru 8,30 olarak öngörülmüş. Sene başından bu yana dolar/TL kuru ortalaması 8,06. 8,30 ortalama kur için yılın geri kalanında ortalama dolar/TL kurunun 8,80 civarında olması gerekiyor.

Bu durum, OVP’de yılın kalanında TL’de değer kaybı öngörüldüğünü gösteriyor.

Özetle, bir yandan otomobilde ÖTV matrah artışı ve hububatta gümrük vergisi indirimi gibi yollarla enflasyon artışı yan yollardan frenlenmeye çalışılıyor, bir yandan da erken bir faiz indirimiyle döviz kurunu ve enflasyonu daha da artıracak politikaların sinyali veriliyor.

Bir yandan kredileri frenleyip yeni bir faiz artışı baskısı yaratabilecek enflasyon artışı frenlenmeye çalışılırken, bir yandan da kredileri canlandırmak için erken faiz indirimi fırsatı aranıyor.

Ekonomi yönetiminden gelen birbiriyle çelişkili ve uyumsuz mesajlar dikkat çekiyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir