Paris Anlaşması’na kasım ayına kadar taraf olmamız şart

Türkiye’nin iklim değişikliğiyle mücadele için oluşturulan Paris Anlaşması’nı imzalamasının üzerinden 6 yıl geçtiği halde hâlâ onaylamaması ve Orta Vadeli Plan’da da anlaşmanın yer almaması iş dünyasında tedirginlik yaratıyor. Türk Sanayicileri ve İş İnsanları (TÜSİAD) bünyesinde kurulan Yeşil Mutabakat Görev Gücü Başkanı Fatih Özkadı, iklim değişikliğiyle mücadelede harekete geçmememizin bedelinin her geçen gün arttığını söyledi. Bu alanda öncü ülkelerin yeşil dönüşüm fırsatlarında daha çok söz sahibi olacağına dikkat çeken Özkadı, “Yeni şekillenen küresel iklim rejiminin aktif bir parçası olabilmek için 1 Kasım’da başlayacak COP26 Zirvesi öncesinde anlaşmaya taraf olmalıyız” dedi. Fatih Özkadı, sorularımızı şöyle yanıtladı:

Fatih Özkadı

■ Dünya hızla düşük karbonlu ekonomiye geçiş yaparken, Paris Anlaşması’nı onaylamamamız neler kaybettirecek?

Anlaşmaya taraf olmayan tek G20 ülkesiyiz. İklim değişikliğine karşı mücadele küresel ticaret politikalarının en önemli unsurlarından biri haline geldi. Yeni yatırım ve işbirliği kararlarında uluslararası pazarlarda dezavantajlı duruma düşmemek için anlaşmayı stratejik bir öncelik olarak ele almalıyız.

■ İklim değişikliğine uyum sürecinde acilen neler yapmalıyız?

Paris Anlaşması onaylanmalı ve 2030 karbon azaltım hedefleri netleştirilmeli. Katkı beyanı 2050’de karbon-nötr olmamızı sağlayacak şekilde hazırlanmalı. Yenilenebilir enerjinin elektrik üretimindeki payının azami seviyeye ulaşabilmesi için lisanslı ve lisanssız üretim desteklenmeli.

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ İÇİN YOL HARİTASI HAZIRLAMALIYIZ

■ Ülkemizi kasıp kavuran orman yangınlarının ve kuraklığın geleceği şekillendireceği aşikar. Acilen yapmamız gerekenleri sıralar mısınız?

TBMM İklim Değişikliği Meclis Araştırma Komisyonu’na sunduğumuz “yol haritası” önerilerimizde ormanların korunmasına yer vermiştik. Daha geç olmadan iklim değişikliği ile mücadeleyi bilimsel temelli bir yol haritası çerçevesinde hızlandırmalıyız. Bu kapsamda şehirlerimizi ve kırsal bölgelerimizi hazırlamalıyız. 2050’lerde su kıtlığı yaşamamız muhtemel. Suyun korunmasına yönelik politikaların geliştirilmesi, özellikle su havzası görevi yapan ormanların korunması, tarımda damla sulamanın yaygınlaştırılması, endüstride yeniden kullanımın artırılması çok önemli.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir